İçeriğe geç

Her nefis ölümü tadacaktır hangi ayet ?

Her Nefis Ölümü Tadacaktır: Bunu Ciddiye Almalı Mıyız, Yoksa Fıkra Gibi Mi Bakmalıyız?

İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, ve sanırım her gün her şeyi çok fazla düşünüyorum. Ama bunu bazen başkalarına yansıtmıyorum, çünkü hani, öyle bir mizacım var ki, bir yanda her şeye espriyle yaklaşırken, diğer yanda da içimden bir ses her an derin düşüncelere dalmamı sağlıyor. İşte tam bu noktada, “Her nefis ölümü tadacaktır” ifadesi karşımıza çıkıyor. Hani şöyle bir an var ya, akşam karanlığında bir fincan kahve alıp pencere kenarına oturup hayatı sorgulama anı, işte bu ayet tam o anı hatırlatıyor. “Her nefis ölümü tadacaktır” diyen o ayet nerede geçiyordu, kim demişti, ve ne zaman bu kadar derin bir anlam kazandı? Bir de bunu mizahi bir bakış açısıyla ele alırsak, işte tam burada başlıyoruz!

Ayette Ne Var, Hadi Bir Bakalım

Şimdi hemen başlıyorum, tabii ki bildiğimiz klasik şekilde! Herkesin ağzında bir şekilde dolaşan, “Her nefis ölümü tadacaktır” cümlesi, aslında Ali İmran Suresi, 185. Ayet‘inde geçiyor. Ama bak, çok ciddi bir şey var: “Her nefis ölümü tadacaktır.” Evet, hepimiz öleceğiz. Bunu öğrenmek ne kadar ilginç, değil mi? Bir yanda bakıp “Ya, bu çok sıkıcı bir şey” diyebilirsin, ama ben mesela bazen “acaba nasıl biri olacağız?” diye hayal ederken buluyorum kendimi.

Bir yanda hepimiz ölümün yakıştığı, kaçınılmaz bir gerçek olduğunu kabul ederiz. Fakat diğer yandan, sıradan bir İzmirlisin ve kahveni yudumlarken, ölüm diye bir kavramı ciddiye almak zor geliyordur, değil mi? İnanın, arada böyle “ölümün tadı”na dair derin düşünceler geldiğinde, hatta arkadaşlarımın arasında ölüm şakaları yaparken, birden beni ciddi ciddi düşünmeye zorlayan o birinci tekil bakış açısı… Ya da belki de sadece kahvemi daha fazla içerek bunu geçirmeye çalışıyorum.

Şu An Benim İçimdeki Ses: “Ölüm… Ciddi mi?”

Geçen gün, ofiste bir arkadaşım “Her nefis ölümü tadacaktır” dedi. Başta şaka yapacağını düşündüm, ama o kadar sakin söyledi ki, “Neden böyle şüpheci bir ifade kullandın?” diye sormadan edemedim. Şu an aklımdan geçiyor; ölüm lafı genelde insanı korkutur ama bazen de gülümsetir, sanki hayatın o kadar önemsizmiş gibi… Neyse, o arkadaşım hemen gözlüklerini düzeltti ve çok ciddi şekilde, “Evet, ölüm bir gerçektir” dedi. Ben de “Ama biz ölmeyeceğiz, değil mi?” diye kafamı salladım. Hani en sevdiğimiz yemeklerin tadı gibi… Gülüp geçtik ama içimden hala “gerçekten ölüyorum muyum?” diye sorular geçiyordu. Düşünsene, hayatta kalıp kalsam da bir gün bu dünyada ‘her nefis ölümü tadacaktır’ olacağını unutur muyum?

Hayatın Gerçeklerini Ciddiye Almalı Mıyız?

Şimdi, bir dakika, bunu gerçek anlamda ciddiye almak gerekmiyor mu? Gerçekten bu kadar mı hayat ciddiyetle yaşanmalı? Yani, sabah kahvaltısı yaparken birden “Her nefis ölümü tadacak” diye düşünmek yerine, kahvaltının tadını çıkarmak lazım, değil mi? Ama işte o iç ses var ya, beni dinlemedim! “Bir gün bittiğinde, o kadar zor anlarda gülmek, hatırlamak ne kadar güzel olacak” diye düşünmeye başladım. Evet, ölüm… Hayatın ne kadar değerli olduğunu her an hissetmek istiyorum ama aynı zamanda düşünmek de istemiyorum. ”Yarının ne olacağını kimse bilemez” deyip her anı doyasıya yaşamak, bir diğer yandan da bazen “ölüm gerçekten de tatlı mı?” diye düşündüren bir durum.

Ölümün Tadını Hiç Kimse Bilmez Ama…

İzmirlisin, hayatını yaşıyorsun. Tamam, belki içsel sorgulamalar yapıyorsun, ama ölüm düşüncesi geliyor ve sen “Ya, bir dakika, fazla mı ciddiye alıyorum?” diye kendine soruyorsun. Bunu arkadaşlarına söylesen, bazen herkes gülüp geçer, öyle değil mi? Benim gibi bir İzmirli, şehriyle gururlanıp gülmeyi severken, ölüm gibi ciddi bir konuyu eğlenceli hale getirmeye çalışması garip olabiliyor. Ama işte burada insanın bir dengede kalması lazım. “Her nefis ölümü tadacaktır” demek, hayatın değerini bilmemizi sağlamak için de bir uyarıdır aslında. Ama her şeyin tadını çıkarmak, gülmek, şaka yapmak da bunu biraz daha hafifletiyor. Bir anlamda, “Hadi canım, hayatını yaşa” diyebilirsin!

Sonuçta… Hayat Bir Yolculuk, Gülümsediğimiz Anlar Ölümsüzdür

İzmir’de bir akşam, arkadaşlarla buluştuğumda, her şey yine “şu ne kadar uzun süre gülüyoruz” gibi bir hal aldı. Kahkahalar arasında, bir de baktım ki, o derin konular gelmeye başladı. “Ya, her nefis ölümü tadacak, biz ne yapalım?” diye şaka yaparken, aklımdan yine o iç ses geldi: “Gerçekten ya, biz bu kadar mı hayatı sorgulamalıyız? Hem de şu an!” Şaka yapsam da, içimdeki düşünceler beni bekliyordu. Ama işte önemli olan, “Her nefis ölümü tadacaktır” diyen o ayeti, bir yanda hayatın anlamını bulmak için bir kılavuz olarak kabul etmek, diğer yanda da her anı değerli ve keyifli bir hale getirebilmekti. İşte bu ikilik; sorgulamak ve gülümsemek, belki de hayatın en büyük denge oyunu.

Sonuç olarak, ölüm de var, hayat da var. Ama “Her nefis ölümü tadacak” cümlesi, sadece ağır bir gerçek olarak kalmak zorunda değil. Ne demiştik? Gülmeyi unutmayın, çünkü ölüm gelse de gülümsemek ölümsüzdür!

Bu yazıyı yazarken “Her nefis ölümü tadacaktır” ayetini günlük hayatta karşılaştığım mizahi ve düşündürücü sahnelerle bağdaştırmaya çalıştım. Umuyorum ki, yazının tempo ve içeriği seni yormadan keyifli bir şekilde okumaya yöneltmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hipercasino mecidiyeköy escort brushk.com.tr sendegel.com.tr trakyacim.com.tr temmet.com.tr fudek.com.tr arnisagiyim.com.tr ugurlukoltuk.com.tr mcgrup.com.tr ayanperde.com.tr ledpower.com.tr Megapari
Sitemap
grandoperabet giriş